Salavat-ı Meşişiyye Okunuşu, Anlamı ve Faziletleri

Salavat-ı Meşişiyye Arapça-Türkçe okunuşu, anlamı ve faziletleri hakkında detaylı bilgiler. Manevi değeri yüksek bu salavatı eksiksiz şekilde okuyun ve anlamını öğrenin.

Salavat-ı Meşişiyye Faziletleri

Âyet-i kerîmede buyurulur:

“Şüphesiz ki Allah ve melekleri, Peygambere çokça salât ederler. Ey müminler! Siz de O’na salavât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin.”
(el-Ahzâb, 56)

Rasûlullah «sallallâhu aleyhi ve sellem» buyurur:

“Kim bana bir defa salât getirirse, Allah o kimseye on defa salât eder, on hatâsı silinir ve on derece yükseltilir.”
(Nesâî, Sehv, 55)

Rasûlullah «sallallâhu aleyhi ve sellem» buyurur:

“Kıyâmet gününde insanların bana en yakın olanları; bana en çok salât ve selâm getirenlerdir.”
(Tirmizî, Vitr, 21)

Rasûlullah «sallallâhu aleyhi ve sellem» buyurur:

“Selâm veren kimsenin selâmına mukâbele etmem için Allah, rûhumu bana iâde eder.”
(Ebû Dâvud, Menâsik, 96)

Rasûlullah «sallallâhu aleyhi ve sellem» buyurur:

“Yeryüzünde Allah’ın seyyah melekleri vardır. Onlar ümmetimin selâmını (ânında) bana ulaştırır.”
(Nesâî, Sehv, 46)

Salavat-ı Meşişiyye Arapça Okunuşu

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مَنْ مِنْهُ انْشَقَّتِ الْأَسْرَارُ ❁ وَانْفَلَقَتِ الْأَنْوَارُ ❁ وَفِيهِ ارْتَقَتِ الْحَقَائِقُ ❁ وَتَنَزَّلَتْ عُلُومُ آدَمَ فَأَعْجَزَ الْخَلَائِقِ ❁ وَلَهُ تَضَاءَلَتِ الْفُهُومُ فَلَمْ يُدْرِكْهُ مِنَّا سَابِقٌ وَلَا لَاحِقٌ ❁ فَرِيَاضُ الْمَلَكُوتِ بِزَهْرِ جَمَالِهِ مُونِقَةٌ ❁ وَحِيَاضُ الْجَبَرُوتِ بِفَيْضِ أَنْوَارِهِ مُتَدَفِّقَةٌ ❁ وَلَا شَيْءَ إِلَّا وَهُوَ بِهِ مَنُوطٌ ❁ إِذْ لَوْلَا الْوَاسِطَةُ لَذَهَبَ كَمَا قِيلَ الْمَوْسُوطُ ❁ صَلَاةً تَلِيقُ بِكَ مِنْكَ إِلَيْهِ كَمَا هُوَ أَهْلُهُ ❁ اللَّهُمَّ إِنَّهُ سِرُّكَ الْجَامِعُ الدَّالُّ عَلَيْكَ ❁ وَحِجَابُكَ الْأَعْظَمُ الْقَائِمُ لَكَ بَيْنَ يَدَيْكَ ❁ اللَّهُمَّ أَلْحِقْنِي بِنَسَبِهِ ❁ وَحَقِّقْنِي بِحَسَبِهِ ❁ وَعَرِّفْنِي إِيَّاهُ مَعْرِفَةً أَسْلَمُ بِهَا مِنْ مَوَارِدِ الْجَهْلِ ❁ وَأَكْرَعُ بِهَا مِنْ مَوَارِدِ الْفَضْلِ ❁ وَاحْمِلْنِي عَلى سَبِيلِهِ إِلَى حَضْرَتِكَ ❁ حَمْلًا مَحْفُوفًا بِنُصْرَتِكَ ❁ وَاقْذِفْ بِي عَلَى الْبَاطِلِ فَأَدْمَغَهُ ❁ وَزُجَّ بِي فِي بِحَارِ الْأَحَدِيَّةِ ❁ وَانْشُلْنِي مِنْ أَوْحَالِ التَّوْحِيدِ ❁ وَأَغْرِقْنِي فِي عَيْنِ بَحْرِ الْوَحْدَةِ ❁ حَتَّى لَا أَرَى وَلَا أَسْمَعَ وَلَا أَجِدَ وَلَا أُحِسَّ إِلَّا بِهَا ❁ وَاجْعَلِ الْحِجَابَ الْأَعْظَمَ حَيَاةَ رُوحِي ❁ وَرُوحَهُ سِرَّ حَقِيقَتِي ❁ وَحَقِيقَتَهُ جَامِعَ عَوَالِمِي بِتَحْقِيقِ الْحَقِّ الْأَوَّلِ ❁ يَا أَوَّلُ يَا آخِرُ يَا ظَاهِرُ يَا بَاطِنُ ❁ اِسْمَعْ نِدَائِي بِمَا سَمِعْتَ بِهِ نِدَاءَ عَبْدِكَ زَكَرِيَّا ❁ وَانْصُرْنِي بِكَ لَكَ ❁ وَأَيِّدْنِي بِكَ لَكَ ❁ وَاجْمَعْ بَيْنِي وَبَيْنَكَ ❁ وَحُلْ بَيْنِي وَبَيْنَ غَيْرِكَ ❁

﴿إِنَّ ٱلَّذِى فَرَضَ عَلَيْكَ ٱلْقُرْءَانَ لَرَآدُّكَ إِلَىٰ مَعَادٍ ❁﴾

﴿رَبَّنَآ ءَاتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا ❁﴾

﴿إِنَّ ٱللَّهَ وَمَلَـٰٓئِكَتَهُۥ يُصَلُّونَ عَلَى ٱلنَّبِىِّ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ صَلُّواْ عَلَيْهِ وَسَلِّمُواْ تَسْلِيمًا ❁﴾

Salavat-ı Meşişiyye Türkçe Okunuşu

Allahümme salli alâ men minhü’n-şakkati’l-esrârü, venfelekati’l-envârü, ve fîhi’rtekati’l-hakâiku, ve tenezzelat ulûmu Âdeme fea‘ceze’l-halâiki, ve lehû tedââleti’l-fühûmü felem yüdrikhü minnâ sâbikun ve lâ lâhikun, fe-riyâdu’l-melekûti bi-zehri cemâlihî mûnikatün, ve hıyâdu’l-ceberûti bi-feydi envârihî mütedeffikatün, ve lâ şey’e illâ ve hüve bihî menûtun, iz levle’l-vâsıtatü le-zehebe kemâ kıle’l-mevsûtu. Salâten telîku bike minke ileyhi kemâ hüve ehlühû. Allahümme innehû sirrüke’l-câmiu’d-dâllü aleyke, ve hicâbüke’l-a‘zamü’l-kâimü leke beyne yedeyke. Allahümme elhıknî bi-nesebihî, ve hakkıknî bi-hasebihî, ve arrifnî iyyâhü ma‘rifeten eslemü bihâ min mevâridi’l-cehli, ve ekrau bihâ min mevâridi’l-fadli, vahmilnî alâ sebîlihî ilâ hadratike, hamlen mahfûfen bi-nusratike, vakzif bî ale’l-bâtıli fe-edmağahû, ve zücc bî fî bihâri’l-ehadiyyeti, venşülnî min evhâli’t-tevhîdi, ve ağriknî fî ayni bahri’l-vahdeti, hattâ lâ erâ ve lâ esmea ve lâ ecide ve lâ ühisse illâ bihâ, vec‘ali’l-hicâbe’l-a‘zame hayâte rûhî, ve rûhahû sirra hakîkatî, ve hakîkatehû câmia avâlimî bi-tahkîki’l-Hakki’l-Evvel. Yâ Evvel, yâ Âhir, yâ Zâhir, yâ Bâtın, isma‘ nidâî bimâ semi‘te bihî nidâe abdike Zekeriyyâ, vensurnî bike leke, ve eyyidnî bike leke, vecma‘ beynî ve beyneke, ve hul beynî ve beyne gayrike.

Allah, Allah, Allah.

﴾İnne’llezî farada aleyke’l-Kur’âne le-râddüke ilâ meâdin.﴿

﴾Rabbenâ âtinâ min ledünke rahmeten ve heyyi’ lenâ min emrinâ reşedâ.﴿

﴾İnnallâhe ve melâiketehû yusallûne ale’n-nebiyy. Yâ eyyühe’llezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ.﴿

Salavat-ı Meşişiyye Anlamı

Allah’ım! Kendisinden sırların açığa çıktığı, nurların fışkırdığı ve hakikatlerin yüceldiği zata salât eyle. Âdem’in ilimleri onda tecelli etmiş ve bunun karşısında bütün mahlûkat âciz kalmıştır. Bütün idrakler onun karşısında küçülmüş; bu sebeple ne bizden önce gelenler ne de sonra gelecek olanlar onun hakikatini tam olarak kavrayabilmiştir. Melekût âleminin bahçeleri onun cemalinin çiçekleriyle güzelleşmiş, ceberût âleminin havuzları ise onun nurlarının feyziyle taşmıştır. Hiçbir şey yoktur ki ona bağlı olmasın. Zira, denildiği gibi, eğer vasıta olmasaydı, vasıta olunan şey ortadan kalkardı. Allah’ım! Ona, Sana layık olan, Sen’den ona ulaşan ve onun yüce makamına yaraşır bir salât eyle. Allah’ım! Şüphesiz o, Senin her şeyi kuşatan sırrın, Sana ulaştıran rehberin ve huzurunda duran en büyük hicabındır. Allah’ım! Beni onun nesebine ulaştır, beni onun makamıyla hakikate erdir ve bana onu öyle bir marifetle tanıt ki, onun sayesinde cehaletin kaynaklarından kurtulayım ve lütuf pınarlarından kana kana içeyim. Beni onun yolu üzere Senin huzuruna ulaştır; bu yolculuğu yardımınla kuşatılmış bir şekilde nasip eyle. Beni bâtıla karşı sevk et ki onu paramparça edeyim. Beni Ehadiyyet denizlerine daldır, tevhidin çamurlarından çıkar ve beni Vahdet denizinin özünde boğ. Nihayet onun dışında hiçbir şeyi görmeyeyim, işitmeyeyim, bulmayayım ve hissetmeyeyim. En büyük hicabı ruhumun hayatı eyle; onun ruhunu hakikatimin sırrı, hakikatini ise İlk Hakikat’in tahakkukuyla bütün âlemlerimi bir araya getiren hakikat kıl. Ey Evvel! Ey Âhir! Ey Zâhir! Ey Bâtın! Kulun Zekeriyyâ’nın duasını işittiğin gibi benim niyazımı da işit. Bana Seninle ve Senin rızan için yardım et; beni Seninle ve Senin rızan için destekle; benimle Senin aranı birleştir ve benimle Senden başkası arasına perde koy.

Allah! Allah! Allah!

“Kur’an’ı sana farz kılan Allah, elbette seni dönülecek yere döndürecektir.” (Kasas, 28/85)

“Rabbimiz! Katından bize rahmet ver ve bize şu işimizde doğruyu bulmayı kolaylaştır.” (Kehf, 18/10)

“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin.” (Ahzâb, 33/56)

Kur'an ve Sünnet Yolunda İslami Dini Bilgiler